Tekel İşçileri ölüm orucunu sürdürüyor. Başkentte tam bir dram yaşanıyor.. 8 bin tekel işçisinin özlük haklarını geri alabilmek için sürdürdüğü eylemlerden tarafları memnun edecek bir uzlaşma çıkacak gibi de görünmüyor.
Çünkü, Tekel işçilerinin önünde lider yok.. İşçiler; çok zor şartlarda gece gündüz eylemlerini devam ettirirken, işveren ile uzlaşmak için proje sunan, çözüm için öneri ortaya koyan bir sendika ekibi yok..
Sendikalı sekiz bin Tekel işçisinin eylemi Cumhuriyet tarihinde 137 gün süren çelik işçisinin eylemlerinden sonra sonra, vicdanları sızlatan, en fazla ses getiren eylem oldu.
1989 yılında; Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Özdemir-İş Sendikası üyesi Karabük Demir-Çelik Fabrikası(KARDEMİR) çalışanlarının, toplu sözleşme görüşmelerinde uzlaşma sağlanamaması üzerine başlattı eylem, çalışma hayatımızda işçi kesiminin güçünü ortaya koyan eylemler olarak tarihe geçti. Ve toplu sözleşme masasına bir ton demir parası teklif ederek oturan işveren, 137 gün sonunda üç ton demir parası vererek kalktı.
Yine 1995 yılında, siyasi iktidarın KARDEMİR’i özelleştirme kapsamına alıp, bunun bir yıl içerisinde gerçekleşmemesi halinde kapatılacağını açıklaması üzerine Çelik İşçisi, işyerine sahip çıkarak ülke gündemini sarsan eylemlere başladı.
Fakat, Çelik-İşçisi; sadece eylem yaparak haklı mücadelesi için direniş göstermedi. Çelik işçisini temsil eden sendikası ve onun sendikasını temsil eden Hak-İş Konfederasyonu da hadiseye sahip çıktı. Sendika ve Konfederasyonun yöneticileri sivil toplu örgütlerinin yöneticileriyle sürekli istişare içerisinde dönemin hükümetine sorunun çözümü için öneri paketleri sundu. Kararlı dik duruşlarını sürdürürlerken, ortaya koydukları projelerini de kamuoyu önünde tartışmaya açtılar.
Tür-İş Konfederasyonunun yöneticileri Tekel işçilerinin eylemini dışardan seyreder gibi bir izlenim veriyor. Sorunun çözümü için, hiçbir proje, öneri ortaya koymuyor.
Hükümet, Tekel işçilerinin eylemleri karşısında 4C uygulamasında iyileşmeye gittiklerini açıkladı. Çok sert açıklamalar yapmayarak, çözüm için önerilere açık olduğu izlenimi de veriyor.
Bu sorun Türk-İş’in projesini alıp, siyasi iradeye gelin destek verin bu eylemleri birlikte durduralım, sizin sık sık kullandığınız tabirle analar ağlamasın diyerek hadiseye müdahil olması lazım..
Buradan bir öneri; Hükümet Tekel işçilerini 4 C sistemini iyileştirerek mağdur etmek istemediğini açıkladı. Bir de bu kararını, tekel işçilerinin mevcut hak ettikleri tazminatları hemen ödeyip, iş güvencesi vererek “4C” uygulamasında çalıştırmayı taahhüt ederse, gerisi Türk-İş Konfederasyonunun özverili, bir dizi kararlarıyla sorun çözümlenebilir.
Düşünsenize bankaların; bireysel emeklilik fonlarına kaynak bulabilmek için gösterdikleri çabaları… 8 bin tekel işçisi..her işçi 30-50 bin arasında tazminat alacak.. Bireysel emeklilik sistemi içerisinde bu parayı değerlendiren banka, diğer bankalar arasında nasıl bir hamle yapar.. Bir de Türk-İş Konfederasyonu ve bağlı bulunduğu sendikalar hesaplarını, anlaşma sağlanan banka da değerlendirse.. Sorun çözülmez mi.. 4C sisteminde çalışmayı kabul eden bir işçi zaten bin ile bin beş yüz lira ücret alacak. Tekel işçisinin istediği de zaten iş güvencesi ve 2 bin ile 2 bin 500 lira ücret değil mi?
Bu; Tekel işçisine karşı sergilenen olaylar karşısında vicdanı sızlayan bir vatandaş ve 137 gün çelik işçisinin eylemlerini izleyen taşrada ki bir gazeteci olarak bir öneri.. Beğenirsiniz, beğenmezsiniz, Ama, yine de bir projedir.…Çözüme katkı sunmaktır.
Peki; çözüm için; Türk-İş Konfederasyonunun yöneticileri ne yapıyor.. Bir projesiyle, öneriyle siyasi iradenin karşısına çıktıklarını gördünüz mü.? Türk-İş, olayların gerisinde kaldı. Ücret sendikacılığından kendini kurtaramadı. Ve olaylar, Türk-İş Konfederasyonuna da büyük zarar veriyor.
|